Bunların bir-ikisini sallandıracaksın, gör bak…

0
7

Mehmet Şeker – Yeni Şafak

Karşıki yoldan yokuş aşağı bir araç geliyor. Üstünde hem yük, hem de birkaç kişi var.

Motosiklet gibi görünüyor fakat değil.

Belden kırmalı küçük bir traktörü andırıyor ama o da değil.

Nasıl bir araç olduğunu anlayamadım.

Yaklaştı, yaklaştı düze gelince durdu.

İki adam, bir kadın ve ufak bir kız indi.

Kahkahalar attılar hep birlikte. Keyifleri yerindeydi.

*

Gülüşmelerden sonra yol kenarında sırayla dizilmiş büyük çöp bidonlarının yanına doğru ilerlediler.

O sırada araç zannettiğim şey iki parçaya ayrıldı.

İki harar çıktı ortaya.

Çöplerden kâğıt, karton, plastik toplayan ekipti gördüklerim.

İkişer tekerlekli, demirden iki sapı olan ve üstüne hararların bağlandığı ekmek teknelerini, saplarından birbirine tutuşturup, dört tekerli bir araç icat etmişler.

Dört kişi üstüne oturup yokuş aşağı indiler.

Yolun boş olması sayesinde, birkaç yüz metreyi zahmetsizce geçmişlerdi.

*

Buluş güzel, yolculuk güzel…

Ama burada en önemli husus, yolun boş olması.

Yollar boş olunca, araçta motor bulunmasa bile ilerlemek kolay.

Büyük şehirlerin ilk problemi trafik.

Kaldırımlar bile park etmiş arabalarla dolu.

Sağda bir sıra dizilmiş, solda bir sıra dizilmiş…

İlerlemek isteyenler, onların arasından gelip geçmek zorunda.

Yetmezmiş gibi iki yandaki araçların yanına da park edenlere rastlıyoruz.

Yayalar mı? Nereden geçerse geçsin.

Gelip geçmek isteyenler? Başının çaresine baksın.

Herkes bulduğu yerden…

*

Yeterli miktarda otopark olmazsa, binaların altı bodrum kat olarak iskâna açılırsa, olacağı budur.

Yollar tıkanır, alt katları seller basar…

Suyun huyu budur; ilk bulduğu yere dalar.

Orada insanlar oturuyormuş, işyeri varmış, bakmaz.

Sonra haberlerde “bodrum katlarında bulunan ev ve işyerlerini sel bastı” ifadelerini duyarız; bir süre sonra da sıradanlaşır.

Yağmur varsa sel olur, sel varsa bodrumları basar.

*

Geçen gün iki maganda, yol verme sebebiyle genç bir karı kocanın arabasını tekmeledi, aynasını kırdı, kaputun üstüne çıkıp tepindi.

Sinirden küplere binmenin bir örneğini gördük.

Küp olmadığı için kaputa çıkmıştı magandanın biri.

Neden, niçin, nasıl, ne hakla?

Memleketin güzide magandaları, emniyet şeridinden hızla giderken, ileride trafik ekibini görünce, yoldaki diğer araçların arasına dâhil olmak istemişler.

Genç çiftin aracının önüne girmek istedikleri sırada, bekledikleri saygıyı görmedikleri için çok kızmışlar.

*

Bütün arabalar yavaş yavaş ilerlerken, sen hakkın ve yetkin olmadığı halde, hızlı bir şekilde emniyet şeridinden gidersen, sonucuna da katlanacaksın aziz keltoş.

Duruma çok öfkelenen o magandalar, biraz ileride direksiyonu genç çiftin önüne kırıp yollarını kesmişler, inip bütün marifetlerini sergilemeye başlamışlar.

Direksiyondaki genç adam camları kapatmış, kapıları kilitlemiş.

“Karım hamile” demesine rağmen ötekiler arabaya çullanıyorlar.

Cep telefonuyla çekilen görüntüler olmasa, ne yaptıklarını görmeyeceğiz.

Aynayı kırıyor, aracı tekmeliyor, üstüne çıkıp tepiniyorlar.

Bellerinde de silah var.

*

Sonra iş karakola gidiyor. Ardından savcılık, derken mahkeme…

Bakalım bu heriflere ne ceza kesilecek?

Verilen ceza, önceki örneklerde olduğu gibi ödül niyetine geçecek mi, geçmeyecek mi?